Kuru mamayı yemeyen kediye ne yapılır?
Ankara’da akşamları balkon kapısını aralayıp şehrin ışıklarına bakarken, önümde laptop açık, kafamda gelecek planları… Bir yandan da yerde mama kabının başında oturan kedim. Kuru mama duruyor, o bana bakıyor. Ben ona. İşte tam bu anlarda kendime soruyorum: Kuru mamayı yemeyen kediye ne yapılır? Bu soru bugün basit bir ev içi mesele gibi duruyor ama 5–10 yıl sonrasını düşününce, işin rengi değişiyor.
Bugünün sorunu, yarının alışkanlığı
Şu an 28 yaşındayım. Teknolojiyle iç içeyim, sürekli “ileride ne olacak?” diye düşünen biriyim. Kedim kuru mamayı yemediğinde çözümü yaş mamada, farklı markalarda ya da veteriner tavsiyesinde arıyoruz. Bugün bu normal. Ama ya 5 yıl sonra? Kuru mamayı yemeyen kediye ne yapılır sorusu, sadece kedinin damak tadıyla ilgili olmaktan çıkabilir.
Şehir hayatı hızlanıyor. Ankara’da bile artık herkes zamandan şikâyetçi. Sabah işe koş, akşam eve yorgun dön. Kedinin beslenmesi bile bir “zaman yönetimi” meselesi oluyor. Kuru mama, pratikliği yüzünden hayatımızda. Ama kedi bunu reddedince, bizim düzenimiz de aksıyor.
Geleceğe bakınca: Kişiselleşmiş hayatlar, kişiselleşmiş kediler
Beslenme alışkanlıkları değişirse
İnsanlar için kişisel diyetler konuşuluyor; kediler neden bundan ayrı olsun? 5–10 yıl sonra kuru mamayı yemeyen kediye ne yapılır sorusu, belki de “kedimin metabolizmasına en uygun besin hangisi?” şeklinde sorulacak. Bugün bunu düşünürken hem umutlanıyorum hem kaygılanıyorum. Umutluyum, çünkü bilinç artıyor. Kaygılıyım, çünkü her şey daha karmaşık hale geliyor.
Ben kendi hayatımda da bunu hissediyorum. Kariyer planı yaparken bile tek bir yol yok. Kedimle benim benzerliğimiz burada başlıyor: O da standart olana uymuyor.
İş hayatı, ev hayatı ve kedinin tabağı
Ankara’da beyaz yakalı hayatı yaşayan biri olarak evden çalışma ihtimali, esnek saatler, yeni meslekler üzerine düşünüyorum. Ya 10 yıl sonra tamamen evden çalışırsam? O zaman kedimle daha fazla zaman geçireceğim. Kuru mamayı yemeyen kediye ne yapılır sorusu, belki de benim günlük rutinimin merkezine yerleşecek.
Şu an hızlı çözümler arıyoruz: Mamayı ıslatmak, farklı aroma denemek, ödülle alıştırmak. Ama gelecekte bu tercihler, ilişkilerimizi bile etkileyebilir. Partnerinle aynı evdesin, kedin seçici. “Yine mi mama değiştireceğiz?” tartışması bile çıkabilir. Küçük görünen bu meseleler, birlikte yaşamanın ayrıntılarını belirliyor.
Ya şöyle olursa?
Kendime sık sık soruyorum: Ya ekonomik şartlar daha da zorlaşırsa? Kuru mamayı yemeyen kediye ne yapılır sorusu, bu sefer bütçe meselesine dönüşmez mi? Ankara’da kiralar artarken, yaşam maliyetleri yükselirken, kedinin beslenmesi bile uzun vadeli plan gerektiriyor.
Bir yandan da umut var. İnsanlar hayvanlarla daha bilinçli bağ kuruyor. Kedinin “hayır” demesini anlamaya çalışıyoruz. Belki 10 yıl sonra “kuru mama yemiyor” demek yerine “kendi tercihlerini ortaya koyuyor” diyeceğiz. Bu bakış açısı, bizim ilişkilerimize de yansıyacak.
Bugünden geleceğe küçük adımlar
Alıştırma değil, uyum sağlama
Bugün öğrendiğim en önemli şey şu: Kuru mamayı yemeyen kediye ne yapılır diye sorarken, onu zorlamamak gerekiyor. Bu yaklaşım, benim kendi hayatıma da uyuyor. Gelecek planlarımı yaparken de kendimi tek bir kalıba sokmamaya çalışıyorum.
Kedim kuru mamayı reddettiğinde alternatifler deniyorum ama onun ritmine saygı duyuyorum. Belki de 5–10 yıl sonra bu yaklaşım daha yaygın olacak: İnsan da, hayvan da tek tip yaşamaya zorlanmayacak.
Ankara gecelerinde düşünürken
Bazen gece geç saatte, şehir sessizleştiğinde, kedim koltuğun köşesinde uyurken düşünüyorum. Gelecek belirsiz, teknoloji hızla ilerliyor, hayat karmaşıklaşıyor. Böyle bir dünyada kuru mamayı yemeyen kediye ne yapılır sorusu bile bana şunu hatırlatıyor: Kontrol edemediğin şeylerle uyum içinde yaşamayı öğrenmek zorundasın.
Belki 10 yıl sonra bugünleri hatırlayıp gülümseyeceğim. “Bir ara mama meselesini çok kafaya takıyordum” diyeceğim. Ama şunu biliyorum: Bugün kedimle kurduğum bu küçük mücadele, geleceğe dair bakışımı da şekillendiriyor. Umutla ama temkinle.